Adet Sancısı (Dismenore)
Adet sancısı çok yaygındır ve çoğu zaman altta bir hastalık yoktur. Ancak günlük yaşamı engelleyen, giderek artan ya da tedaviye yanıt vermeyen ağrı, endometriozis gibi bir nedenin işareti olabilir.

Kısaca
- Birincil dismenorede altta yatan bir hastalık yoktur; ağrı, rahim iç zarında üretilen prostaglandin adlı maddelerin rahim kasılmalarını artırmasından kaynaklanır.
- İkincil dismenore endometriozis, adenomiyozis, miyom ya da pelvik enfeksiyon gibi bir hastalığa bağlıdır; çoğunlukla ilk adetten yıllar sonra başlar ya da zamanla kötüleşir.
- İlk basamak tedavide ağrı başlarken kullanılan non-steroid antiinflamatuvar ilaçlar ve hormonal yöntemler yer alır.
- Bu tedavilere 3–6 ay içinde yeterli yanıt vermeyen ağrı, altta yatan bir neden açısından araştırılmalıdır.
- Okulu, işi ya da sosyal yaşamı engelleyen adet sancısı katlanılması gereken bir durum değildir.
Adet sancısı (dismenore), adet kanamasından hemen önce ya da kanama sırasında karnın alt kısmında hissedilen kramp tarzında ağrıdır. Adet gören kadınların yarısından fazlası bir dönem adet sancısı yaşar; bir kısmında ağrı, okula ya da işe gitmeyi engelleyecek kadar şiddetlidir. Bu kadar yaygın olsa da günlük yaşamınızı kısıtlayan ağrıya “normal” deyip katlanmak zorunda değilsiniz. Bu yazıda adet sancısının türlerini, altta yatabilecek nedenleri ve hangi durumlarda araştırma gerektiğini bulabilirsiniz.
Birincil (primer) dismenore
Birincil dismenore, altta yatan bir hastalık olmadan ortaya çıkan adet sancısıdır ve en sık görülen türdür. Genellikle ilk adetten sonraki 6–12 ay içinde, yumurtlamalı döngülerin başlamasıyla ortaya çıkar.
Adet öncesinde rahim iç zarında (endometrium) prostaglandin adı verilen maddeler üretilir. Bu maddeler rahim kasının güçlü biçimde kasılmasına ve rahme giden kan akımının geçici olarak azalmasına yol açar; ağrı bu kasılmalardan kaynaklanır. Prostaglandin düzeyi yüksek olan kadınlarda ağrı daha şiddetli olur.
Tipik özellikleri şunlardır:
- Ağrı kanamadan birkaç saat önce ya da kanamayla birlikte başlar ve genellikle 1–3 gün sürer.
- Kramp tarzındadır; karnın alt kısmında hissedilir, bele ve uyluklara yayılabilir.
- Bulantı, kusma, ishal, baş ağrısı, halsizlik ve baş dönmesi eşlik edebilir.
- Muayene ve ultrasonda bir hastalık saptanmaz.
Genç yaş, erken yaşta adet görmeye başlama, uzun ve yoğun adet kanamaları, sigara kullanımı ve ailede adet sancısı öyküsü riski artırır. Birincil dismenore yaşla birlikte ve bazı kadınlarda doğumdan sonra hafifleyebilir.
İkincil (sekonder) dismenore
İkincil dismenore, rahimde ya da leğen boşluğundaki (pelvis) organlarda bulunan bir hastalığa bağlı adet sancısıdır.
Endometriozis
Rahim iç zarına benzeyen dokunun rahim dışında, çoğunlukla yumurtalıklar ve karın zarı üzerinde yerleşmesidir. Üreme çağındaki kadınların yaklaşık %10’unu etkiler ve ergenlik döneminde de başlayabilir. Giderek artan adet sancısı, derin ilişki ağrısı, adet döneminde ağrılı dışkılama ya da idrar yapma ve gebe kalmada güçlük başlıca belirtileridir. Belirtilerin başlamasıyla tanı arasında çoğu zaman yıllar geçer; bunun önemli nedenlerinden biri ağrının “olağan adet sancısı” sanılmasıdır.
Adenomiyozis
Rahim iç zarına benzeyen dokunun rahmin kas duvarının içine yerleşmesidir. Rahim büyüyebilir ve hassaslaşabilir; yoğun ve uzun süren adet kanamasıyla birlikte ağrılı adetlere yol açabilir. Daha çok 40’lı yaşlarda ve doğum yapmış kadınlarda tanı konur; ancak görüntüleme yöntemlerinin gelişmesiyle daha genç kadınlarda da giderek daha sık saptanmaktadır. Endometriozisle birlikte görülebilir.
Diğer nedenler
- Miyom: Özellikle rahim boşluğuna doğru büyüyen miyomlar yoğun kanama ve ağrıya yol açabilir.
- Pelvik iltihabi hastalık: Çoğunlukla klamidya ya da gonore gibi cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların rahim ve tüplere ilerlemesiyle oluşur; kronik ağrı ve yapışıklıklara neden olabilir.
- Bakırlı rahim içi araç (spiral): Özellikle takıldıktan sonraki ilk aylarda adet sancısını artırabilir.
- Rahim içi polip, rahim ağzı darlığı ve doğumsal rahim-vajina anomalileri: İlk adetlerden itibaren çok şiddetli ve giderek artan ağrıda, adet kanının dışarı akışını engelleyen doğumsal bir yapı farklılığı akla gelmelidir.
Aşağıdaki tablo yol göstericidir, ancak her kadında birebir geçerli olmayabilir:
| Birincil dismenore | İkincil dismenore | |
|---|---|---|
| Başlangıç | İlk adetten kısa süre sonra | Çoğunlukla yıllar sonra (sıklıkla 25 yaşından sonra) ya da zamanla kötüleşen |
| Ağrının zamanı | Kanamadan hemen önce ve ilk 1–3 gün | Adetten günler önce başlayabilir, adet bittikten sonra da sürebilir |
| Eşlik eden yakınmalar | Bulantı, ishal, baş ağrısı | İlişkide ağrı, yoğun ya da düzensiz kanama, gebe kalmada güçlük olabilir |
| İlk basamak tedaviye yanıt | Genellikle iyi | Çoğu zaman yetersiz |
Tanı nasıl konur?
Değerlendirme; ağrının ne zaman başladığı, zamanla nasıl değiştiği, adetle ilişkisi ve eşlik eden yakınmaları içeren ayrıntılı bir öyküyle başlar. Birkaç döngü boyunca ağrınızın şiddetini ve kullandığınız ilaçları not etmeniz çok yardımcı olur.
- Muayene: Cinsel deneyimi olmayan genç kızlarda tipik birincil dismenore öyküsü varsa iç muayene gerekmeyebilir; karından yapılan ultrason yeterli olabilir.
- Ultrason: Vajinal ya da karından yapılan ultrason; çikolata kisti, adenomiyozis, miyom ve rahimdeki yapısal farklılıkları değerlendirmede ilk basamaktır.
- Laboratuvar testleri: Enfeksiyon düşünülüyorsa cinsel yolla bulaşan enfeksiyon testleri, gerektiğinde gebelik testi ve kan sayımı istenir.
- MR: Derin endometriozis, adenomiyozis ya da doğumsal anomali şüphesinde ayrıntılı bilgi verir.
- Laparoskopi: Karın içinin kamerayla görüntülendiği kapalı ameliyattır. Endometriozis tanısını doğrulamak ve aynı seansta tedavi etmek için kullanılabilir; ancak tedaviye başlamak için her zaman gerekli değildir.
Bilgi: Normal bir ultrason endometriozis olmadığı anlamına gelmez. Özellikle karın zarı üzerindeki küçük, yüzeysel odaklar görüntüleme yöntemleriyle çoğu zaman görülemez; bu nedenle yakınmalarınız da tanıda büyük önem taşır.
Tedavi seçenekleri
İlk basamak
- Non-steroid antiinflamatuvar ilaçlar (NSAİİ): İbuprofen, naproksen ya da mefenamik asit gibi etken maddeler prostaglandin üretimini azaltarak hem ağrıyı hem de kanama miktarını azaltabilir. Ağrı başlar başlamaz ya da beklenen ağrıdan hemen önce başlanıp ilk günlerde düzenli kullanıldığında daha etkilidir. Mide, böbrek hastalığı ya da bazı astım türleri olanlarda uygun olmayabilir. Parasetamol bu ilaçları kullanamayanlarda bir seçenektir, ancak genellikle daha az etkilidir.
- Hormonal yöntemler: Kombine doğum kontrol hapı, bandı ya da halkası, hormon salgılayan rahim içi araç, deri altı çubuk ya da yalnızca progestin içeren haplar rahim iç zarını incelterek ağrıyı azaltır. Bazı yöntemler arasız kullanılarak adet sayısı azaltılabilir. Gebelik planınız ve sağlık durumunuz yöntem seçiminde belirleyicidir.
İlaç dışı yöntemler
- Karnın alt kısmına sıcak uygulama (sıcak su torbası, ısı bandı) ağrıyı hafifletmede etkili olabilir.
- Düzenli fiziksel aktivite ve sigarayı bırakmak yararlıdır.
- Deri üzerinden sinir uyarımı (TENS) bazı kadınlarda yardımcı olabilir.
- Zencefil, omega-3 yağ asitleri ve bazı vitaminlerle ilgili çalışmalar vardır; ancak kanıtlar sınırlıdır. Takviye kullanmadan önce hekiminize danışın.
Altta yatan nedenin tedavisi
İkincil dismenorede tedavi nedene yöneliktir. Endometriozis ve adenomiyoziste dienogest gibi progestinler ya da hormon salgılayan rahim içi araç gibi hormonal tedaviler ağrıyı çoğu zaman azaltır. Gerektiğinde endometriozis odakları ya da çikolata kisti laparoskopiyle çıkarılabilir, miyomlar alınabilir (miyomektomi) ya da enfeksiyon antibiyotikle tedavi edilir. Adenomiyozisi olan, çocuk sahibi olmayı düşünmeyen ve diğer tedavilerle yakınmaları geçmeyen kadınlarda rahmin alınması (histerektomi) da seçenekler arasındadır. Her tedavinin yarar ve riskleri muayene sonrası sizinle birlikte değerlendirilir.
Ne zaman araştırılmalı?
Aşağıdaki durumlar ağrının altında bir neden olabileceğini düşündürür ve daha ayrıntılı değerlendirme gerektirir:
- Ağrı kesiciler ve hormonal tedaviyle 3–6 ay içinde yeterli rahatlama sağlanamaması
- Daha önce ağrısız olan adetlerin 25 yaşından sonra ağrılı hale gelmesi ya da ağrının yıldan yıla artması
- Ağrının adet günlerinin dışında da sürmesi
- Derin ilişki ağrısı, adet döneminde ağrılı dışkılama ya da idrar yapma
- Yoğun ya da düzensiz kanama, adet arası kanama
- Bir yıldır (35 yaş üzerindeyseniz altı aydır) gebe kalamama
- İlk adetlerden itibaren çok şiddetli ve giderek artan ağrı
Ne zaman doktora başvurmalı?
- Adet sancınız okulunuzu, işinizi ya da sosyal yaşamınızı aksatıyorsa
- Yukarıda sayılan uyarıcı özelliklerden biri varsa
- Ağrı kesiciler yeterli gelmiyor ya da onları sık kullanmak zorunda kalıyorsanız
- Ağrınızın karakteri değiştiyse
Önemli: Alışılmışın dışında ani ve çok şiddetli karın ağrısı, ateş, bayılma hissi ya da gebelik olasılığı varken ağrı ve kanama olursa, dış gebelik ya da yumurtalık dönmesi (torsiyon) gibi acil durumları dışlamak için vakit kaybetmeden acil servise başvurun.
Sık sorulan sorular
Doğum yapınca adet sancısı geçer mi?
Birincil dismenore yaşla birlikte ve doğumdan sonra bazı kadınlarda hafifleyebilir, ancak bu herkes için geçerli değildir. Ağrının nedeni endometriozis ya da adenomiyozis gibi bir hastalıksa doğum yapmak ağrıyı ortadan kaldırmaz; gebelik bir tedavi yöntemi olarak önerilmez.
Her ay ağrı kesici kullanmak zararlı mı?
Sağlıklı kadınlarda, hekim önerisiyle adetin ilk birkaç gününde kısa süreli kullanılan ağrı kesiciler genellikle güvenlidir ve bağımlılık yapmaz. Mide rahatsızlığı, böbrek hastalığı, astım ya da kanama bozukluğunuz varsa hangi ilacın size uygun olduğunu hekiminizle konuşun.
Adet sancısı kısırlık belirtisi midir?
Birincil dismenore kısırlıkla ilişkili değildir. Ancak zamanla kötüleşen ağrı endometriozisin belirtisi olabilir ve endometriozis bazı kadınlarda gebe kalmayı zorlaştırabilir; bu nedenle böyle bir ağrının değerlendirilmesi önemlidir.
Doğum kontrol hapı ileride gebe kalmamı engeller mi?
Hayır. Hormonal doğum kontrol yöntemleri bırakıldıktan sonra doğurganlık geri döner; bu yöntemlerin kalıcı kısırlığa yol açtığı gösterilmemiştir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; muayene, tanı ve tedavinin yerini tutmaz. Size özel değerlendirme için hekiminize başvurun.